| I | 代名詞 | ben | I am ready now. Ben şimdi hazırım. |
|---|
| you | 代名詞 | sen | You are very kind. Sen çok naziksin. |
|---|
| he | 代名詞 | o | He is my friend. O benim arkadaşım. |
|---|
| she | 代名詞 | o | |
|---|
| we | 代名詞 | biz | We live in Ankara. Biz Ankara'da yaşıyoruz. |
|---|
| they | 代名詞 | onlar | They work every day. Onlar her gün çalışır. |
|---|
| what | 代名詞 | ne | What is your name? Adın ne? |
|---|
| where | 副詞 | nerede | Where is my book? Kitabım nerede? |
|---|
| when | 副詞 | ne zaman | When do you leave? Ne zaman gidiyorsun? |
|---|
| who | 代名詞 | kim | Who is at the door? Kapıda kim var? |
|---|
| why | 副詞 | neden | Why are you sad? Neden üzgünsün? |
|---|
| how | 副詞 | nasıl | How do you know? Nasıl biliyorsun? |
|---|
| to be | 動詞 | olmak | I want to be calm. Sakin olmak istiyorum. |
|---|
| to have | 動詞 | sahip olmak | I have a new car. Yeni bir arabam var. |
|---|
| to do | 動詞 | yapmak | I do my work daily. İşimi her gün yaparım. |
|---|
| to go | 動詞 | gitmek | We go to school early. Okula erken gideriz. |
|---|
| to come | 動詞 | gelmek | Please come to my house. Lütfen evime gel. |
|---|
| to see | 動詞 | görmek | I see the moon tonight. Bu gece ayı görüyorum. |
|---|
| to know | 動詞 | bilmek | I know the answer. Cevabı biliyorum. |
|---|
| to think | 動詞 | düşünmek | I think about life often. Hayat hakkında sık sık düşünürüm. |
|---|
| to want | 動詞 | istemek | They want more water. Daha fazla su istiyorlar. |
|---|
| to need | 動詞 | ihtiyaç duymak | We need more time. Daha fazla zamana ihtiyaç duyuyoruz. |
|---|
| to make | 動詞 | yapmak | She makes good bread. O güzel ekmek yapar. |
|---|
| to take | 動詞 | almak | Take the book home. Kitabı eve al. |
|---|
| to give | 動詞 | vermek | Please give me water. Lütfen bana su ver. |
|---|
| to say | 動詞 | söylemek | He says my name softly. O adımı yavaşça söylüyor. |
|---|
| to tell | 動詞 | anlatmak | Tell me the story. Bana hikâyeyi anlat. |
|---|
| to ask | 動詞 | sormak | I ask one question. Bir soru soruyorum. |
|---|
| to find | 動詞 | bulmak | I found my old book. Eski kitabımı buldum. |
|---|
| to look | 動詞 | bakmak | Look at the sky. Gökyüzüne bak. |
|---|
| to use | 動詞 | kullanmak | We use this table daily. Bu masayı her gün kullanırız. |
|---|
| to work | 動詞 | çalışmak | They work in the city. Şehirde çalışıyorlar. |
|---|
| to eat | 動詞 | yemek | I eat rice tonight. Bu akşam pirinç yiyorum. |
|---|
| to drink | 動詞 | içmek | She drinks hot tea. O sıcak çay içer. |
|---|
| to sleep | 動詞 | uyumak | The child sleeps early. Çocuk erken uyur. |
|---|
| to walk | 動詞 | yürümek | We walk every morning. Her sabah yürürüz. |
|---|
| to run | 動詞 | koşmak | The boy runs fast. Çocuk hızlı koşar. |
|---|
| to read | 動詞 | okumak | I read this book. Bu kitabı okuyorum. |
|---|
| to write | 動詞 | yazmak | She writes her name. O adını yazar. |
|---|
| to speak | 動詞 | konuşmak | They speak Turkish well. Türkçeyi iyi konuşuyorlar. |
|---|
| to listen | 動詞 | dinlemek | Listen to the music. Müziği dinle. |
|---|
| to hear | 動詞 | duymak | I hear the wind. Rüzgârı duyuyorum. |
|---|
| to buy | 動詞 | satın almak | We buy fresh bread. Taze ekmek satın alıyoruz. |
|---|
| to sell | 動詞 | satmak | They sell fruit here. Burada meyve satıyorlar. |
|---|
| to pay | 動詞 | ödemek | I pay with cash. Nakit ödüyorum. |
|---|
| to help | 動詞 | yardım etmek | Friends help each other. Arkadaşlar birbirine yardım eder. |
|---|
| to love | 動詞 | sevmek | I love my family. Ailemi seviyorum. |
|---|
| to live | 動詞 | yaşamak | We live near the sea. Denizin yakınında yaşıyoruz. |
|---|
| to die | 動詞 | ölmek | All people die someday. Bütün insanlar bir gün ölür. |
|---|
| to learn | 動詞 | öğrenmek | Children learn very fast. Çocuklar çok hızlı öğrenir. |
|---|
| to teach | 動詞 | öğretmek | They teach English there. Orada İngilizce öğretiyorlar. |
|---|
| to open | 動詞 | açmak | Please open the door. Lütfen kapıyı aç. |
|---|
| to close | 動詞 | kapatmak | Close the window now. Şimdi pencereyi kapat. |
|---|
| person | 名詞 | kişi | That person is very kind. O kişi çok nazik. |
|---|
| man | 名詞 | adam | The man is my father. Adam benim babam. |
|---|
| woman | 名詞 | kadın | The woman drinks coffee. Kadın kahve içiyor. |
|---|
| child | 名詞 | çocuk | The child is sleeping. Çocuk uyuyor. |
|---|
| boy | 名詞 | erkek çocuk | The boy reads quietly. Erkek çocuk sessizce okuyor. |
|---|
| girl | 名詞 | kız çocuk | The girl has a book. Kız çocuğun bir kitabı var. |
|---|
| family | 名詞 | aile | My family lives here. Ailem burada yaşıyor. |
|---|
| mother | 名詞 | anne | My mother is home. Annem evde. |
|---|
| father | 名詞 | baba | My father drives a car. Babam araba sürüyor. |
|---|
| friend | 名詞 | arkadaş | My friend helps me. Arkadaşım bana yardım ediyor. |
|---|
| house | 名詞 | ev | Their house is big. Onların evi büyük. |
|---|
| home | 名詞 | yuva | I am going home now. Şimdi yuvaya gidiyorum. |
|---|
| school | 名詞 | okul | The school opens early. Okul erken açılır. |
|---|
| city | 名詞 | şehir | This city is beautiful. Bu şehir güzel. |
|---|
| country | 名詞 | ülke | Our country is large. Ülkemiz büyük. |
|---|
| world | 名詞 | dünya | The world is changing fast. Dünya hızla değişiyor. |
|---|
| street | 名詞 | sokak | The street is quiet. Sokak sessiz. |
|---|
| room | 名詞 | oda | The room is small. Oda küçük. |
|---|
| time | 名詞 | zaman | Time goes very quickly. Zaman çok hızlı geçer. |
|---|
| day | 名詞 | gün | Today is a good day. Bugün iyi bir gün. |
|---|
| night | 名詞 | gece | The night is cold. Gece soğuk. |
|---|
| morning | 名詞 | sabah | The morning is beautiful. Sabah güzel. |
|---|
| evening | 名詞 | akşam | We walk in the evening. Akşam yürürüz. |
|---|
| week | 名詞 | hafta | A week has seven days. Bir hafta yedi gündür. |
|---|
| month | 名詞 | ay | This month is busy. Bu ay yoğun. |
|---|
| year | 名詞 | yıl | This year feels short. Bu yıl kısa geliyor. |
|---|
| today | 副詞 | bugün | I work today. Bugün çalışıyorum. |
|---|
| tomorrow | 副詞 | yarın | We leave tomorrow morning. Yarın sabah gidiyoruz. |
|---|
| yesterday | 副詞 | dün | I saw him yesterday. Onu dün gördüm. |
|---|
| now | 副詞 | şimdi | I need help now. Şimdi yardıma ihtiyacım var. |
|---|
| sun | 名詞 | güneş | The sun is hot. Güneş sıcak. |
|---|
| moon | 名詞 | ay | The moon is bright tonight. Ay bu gece parlak. |
|---|
| star | 名詞 | yıldız | That star is bright. O yıldız parlak. |
|---|
| sky | 名詞 | gökyüzü | The sky is blue. Gökyüzü mavi. |
|---|
| earth | 名詞 | dünya | Earth moves around the sun. Dünya güneşin etrafında döner. |
|---|
| fire | 名詞 | ateş | The fire is very hot. Ateş çok sıcak. |
|---|
| water | 名詞 | su | Water is clear and cold. Su berrak ve soğuk. |
|---|
| rain | 名詞 | yağmur | The rain starts now. Yağmur şimdi başlıyor. |
|---|
| wind | 名詞 | rüzgâr | The wind feels cold. Rüzgâr soğuk geliyor. |
|---|
| tree | 名詞 | ağaç | That tree is tall. O ağaç uzun. |
|---|
| flower | 名詞 | çiçek | This flower is beautiful. Bu çiçek güzel. |
|---|
| mountain | 名詞 | dağ | The mountain is high. Dağ yüksek. |
|---|
| river | 名詞 | nehir | The river is long. Nehir uzun. |
|---|
| sea | 名詞 | deniz | The sea is calm. Deniz sakin. |
|---|
| food | 名詞 | yemek | The food is good. Yemek güzel. |
|---|
| bread | 名詞 | ekmek | This bread is fresh. Bu ekmek taze. |
|---|
| rice | 名詞 | pirinç | We eat rice often. Sık sık pirinç yeriz. |
|---|
| meat | 名詞 | et | The meat is hot. Et sıcak. |
|---|
| fish | 名詞 | balık | The fish is fresh. Balık taze. |
|---|
| egg | 名詞 | yumurta | I eat one egg. Bir yumurta yiyorum. |
|---|
| milk | 名詞 | süt | The child drinks milk. Çocuk süt içiyor. |
|---|
| fruit | 名詞 | meyve | Fruit is healthy food. Meyve sağlıklı bir yiyecektir. |
|---|
| tea | 名詞 | çay | We drink tea daily. Her gün çay içeriz. |
|---|
| coffee | 名詞 | kahve | The coffee is hot. Kahve sıcak. |
|---|
| head | 名詞 | baş | My head hurts today. Bugün başım ağrıyor. |
|---|
| eye | 名詞 | göz | Her eyes are blue. Onun gözleri mavi. |
|---|
| ear | 名詞 | kulak | My ear hurts badly. Kulağım çok ağrıyor. |
|---|
| mouth | 名詞 | ağız | Open your mouth wide. Ağzını iyice aç. |
|---|
| nose | 名詞 | burun | My nose feels cold. Burnum üşüyor. |
|---|
| hand | 名詞 | el | Wash your hands now. Ellerini şimdi yıka. |
|---|
| foot | 名詞 | ayak | My foot hurts now. Ayağım şimdi ağrıyor. |
|---|
| heart | 名詞 | kalp | My heart beats fast. Kalbim hızlı atıyor. |
|---|
| name | 名詞 | isim | My name is Ali. Benim ismim Ali. |
|---|
| book | 名詞 | kitap | This book is new. Bu kitap yeni. |
|---|
| word | 名詞 | kelime | This word is common. Bu kelime yaygın. |
|---|
| language | 名詞 | dil | Turkish is a rich language. Türkçe zengin bir dildir. |
|---|
| money | 名詞 | para | I need more money. Daha fazla paraya ihtiyacım var. |
|---|
| work | 名詞 | iş | My work is hard. İşim zor. |
|---|
| love | 名詞 | sevgi | Love makes life beautiful. Sevgi hayatı güzelleştirir. |
|---|
| music | 名詞 | müzik | The music is loud. Müzik yüksek. |
|---|
| story | 名詞 | hikâye | This story is true. Bu hikâye gerçek. |
|---|
| way | 名詞 | yol | This way is easier. Bu yol daha kolay. |
|---|
| thing | 名詞 | şey | That thing is mine. O şey benim. |
|---|
| life | 名詞 | hayat | Life is sometimes hard. Hayat bazen zordur. |
|---|
| door | 名詞 | kapı | The door is open. Kapı açık. |
|---|
| table | 名詞 | masa | The book is on the table. Kitap masanın üstünde. |
|---|
| chair | 名詞 | sandalye | The chair is old. Sandalye eski. |
|---|
| car | 名詞 | araba | My car is new. Arabam yeni. |
|---|
| good | 形容詞 | iyi | This book is good. Bu kitap iyi. |
|---|
| bad | 形容詞 | kötü | The weather is bad. Hava kötü. |
|---|
| big | 形容詞 | büyük | Their house is big. Onların evi büyük. |
|---|
| small | 形容詞 | küçük | The room is small. Oda küçük. |
|---|
| new | 形容詞 | yeni | I bought a new book. Yeni bir kitap aldım. |
|---|
| old | 形容詞 | eski | This chair is old. Bu sandalye eski. |
|---|
| long | 形容詞 | uzun | The road is long. Yol uzun. |
|---|
| short | 形容詞 | kısa | The story is short. Hikâye kısa. |
|---|
| high | 形容詞 | yüksek | That mountain is high. O dağ yüksek. |
|---|
| low | 形容詞 | alçak | The table is low. Masa alçak. |
|---|
| hot | 形容詞 | sıcak | The tea is hot. Çay sıcak. |
|---|
| cold | 形容詞 | soğuk | The water is cold. Su soğuk. |
|---|
| happy | 形容詞 | mutlu | The child looks happy. Çocuk mutlu görünüyor. |
|---|
| sad | 形容詞 | üzgün | She feels sad today. O bugün üzgün hissediyor. |
|---|
| beautiful | 形容詞 | güzel | The garden is beautiful. Bahçe güzel. |
|---|
| easy | 形容詞 | kolay | This question is easy. Bu soru kolay. |
|---|
| hard | 形容詞 | zor | This work is hard. Bu iş zor. |
|---|
| fast | 形容詞 | hızlı | That car is fast. O araba hızlı. |
|---|
| slow | 形容詞 | yavaş | The train is slow. Tren yavaş. |
|---|
| right | 形容詞 | doğru | Your answer is right. Cevabın doğru. |
|---|
| wrong | 形容詞 | yanlış | That answer is wrong. O cevap yanlış. |
|---|
| important | 形容詞 | önemli | This meeting is important. Bu toplantı önemli. |
|---|
| true | 形容詞 | doğru | This story is true. Bu hikâye doğru. |
|---|
| free | 形容詞 | ücretsiz | This coffee is free. Bu kahve ücretsiz. |
|---|
| full | 形容詞 | dolu | The glass is full. Bardak dolu. |
|---|
| empty | 形容詞 | boş | The room is empty. Oda boş. |
|---|
| young | 形容詞 | genç | She is still young. O hâlâ genç. |
|---|
| strong | 形容詞 | güçlü | He is very strong. O çok güçlü. |
|---|
| weak | 形容詞 | zayıf | I feel weak today. Bugün kendimi zayıf hissediyorum. |
|---|
| red | 形容詞 | kırmızı | The flower is red. Çiçek kırmızı. |
|---|
| blue | 形容詞 | mavi | The sky looks blue. Gökyüzü mavi görünüyor. |
|---|
| green | 形容詞 | yeşil | The tree is green. Ağaç yeşil. |
|---|
| yellow | 形容詞 | sarı | The flower is yellow. Çiçek sarı. |
|---|
| black | 形容詞 | siyah | The car is black. Araba siyah. |
|---|
| white | 形容詞 | beyaz | The cat is white. Kedi beyaz. |
|---|
| yes | 感嘆詞 | evet | Yes, I understand you. Evet, seni anlıyorum. |
|---|
| no | 感嘆詞 | hayır | No, I do not agree. Hayır, katılmıyorum. |
|---|
| not | 副詞 | değil | This book is not new. Bu kitap yeni değil. |
|---|
| and | 接続詞 | ve | Tea and coffee are hot. Çay ve kahve sıcaktır. |
|---|
| or | 接続詞 | veya | Tea or coffee is fine. Çay veya kahve olur. |
|---|
| but | 接続詞 | ama | He is tired but happy. O yorgun ama mutlu. |
|---|
| if | 接続詞 | eğer | If you come, call me. Eğer gelirsen beni ara. |
|---|
| because | 接続詞 | çünkü | I stayed home because rain fell. Evde kaldım çünkü yağmur yağdı. |
|---|
| with | 前置詞 | ile | I came with my friend. Arkadaşımla geldim. |
|---|
| without | 前置詞 | olmadan | I drink tea without sugar. Çayı şekersiz içerim. |
|---|
| for | 前置詞 | için | This gift is for you. Bu hediye senin için. |
|---|
| from | 前置詞 | den | I am from Ankara. Ben Ankaralıyım. |
|---|
| to | 前置詞 | e | We went to school. Okula gittik. |
|---|